KADiR HOCA

Gizemler Dünyasının Üstadı

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

YOKSUL HALLACIN HACCA GİTMESİ

E-posta Yazdır PDF

 

YOKSUL   HALLAÇ    IN   HACCA   GİTMESİ

 

Sevgili  dostlarım  bu  hikayeyi  samimi  oku  ve can  kulağı  ile  dinlesinler 

 

Bağdat   Şehrinde  Zenginler  toplanarak  Hacca  gitmeye  karar verirler  O  Şehirde  Yoksul  bir  Hallaç  vardı ve Çulha  yapardı  ve öyle  Fakirdi  ki  evine  ekmek  götürmede zorluk   çekerdi  Şehrin  Zenginleri  Hacca  gitmeye   karar  verince  kendi  kendine  onlar  giderlerse

 

Bende  giderim  der fakat  param  yok  ama fakat  onların  malı  ve paraları  varsa benimde ( ALLAH’IM ) var der kendi  kendine hele  hayırlısı  ile  yola   bir  çıkalım          ( ALLAH )  beni  gözetir  ve yedirir  ve içirir ona  sığındıktan  sonra

 

Hiç  bir şeye  ihtiyacım  olmaz  der Hacca  hareket  zamanı  gelince  Şehrin  Zenginleri  ile  oda  Haccın  yolunu  tutarlar   kafilenin  başında  namlı  Hocalar  vardı  ve o  namlı  Hocaların  arkasında  Şehrin  ileri  gelen  tanınmış  Zenginleri  vardı   yolculuk  edenler  büyük  bir  kalabalık  oluşturmuştu hacca giden

 

Şehrin  Zenginleri  bir zaman  sonra  baktılar ki  Fakir Hallaç da  Hacca  gidenleri   yollamaya  gelenlerden  zan etmişler di  Hallaç’ın   bir   komşusu  vardı  oda  kafilenin  ileri  gelen  Hocaların  dan  biri  idi atını  sürerek  Fakir   Hallaç’ın  yanına  geldi  ve ona

 

Ey   komşu  dedi  herkes  Mekke ye  gider  sen  nereye  gidersin  böyle  der  alaycı  bir  durumda  yoksa  sende mi   Mekke ye   gidiyorsun  der  evet  dedi  Fakir  Hallaç  bende  Mekke ye  gidiyorum  der  o  ulu  Mevla’nın  evini  ziyaret  etmeye der   buna  niyet  ettim  ve  inşallah  ( ALLAH )   nasip  ederde ziyaret  ederim der  komşusu  olan  kafile  başlarından  o  Hoca  Fakir  Hallaç’ı  alaya  alarak  gülümsedi 

 

Ey  komşu  dedi  sen  bu  yola  nasıl  gidersin  der bu  yola  para pul  lazım  senin  paran  yok  bineğin  yok azığın  ve  yolluğun  yok der alaycı  bir  şekilde ( ALLAH ) rızk vericidir der Hallaç  Hocaya  Hoca  sakladığın  bir  kaç  bin  altının  var der alay  eder ve tekrar  kafilenin   başına

 

Döner sıcak  çöllerde  yolculukları  devam  etti  her gün  biraz  daha  Mekke ye  yaklaştılar  ve  günler  sonra  kutsal  mekan  olan  Mekke  ye  ulaşırlar  bütün  Hacılar  gerektiği  gibi  Haclarını edip tavaflarını edip ziyaretlerini  tamamlarlar ve Hallaç da  hacını  tamamlar ve  Hallaç’ın  Zengin  komşusu bakar ki  Hallaç da  orda  hayret  eder ve haccına  devam  eder   zamanı  gelince  tekrar 

 

Mekke den  yola çıktılar  ve  Bağdat’a  doğru  yola   aldılar o  Zengin  komşusu  Hallaç’ın da  aynen  Bağdat’a  giden   kafilenin  içinde   olduğunu  görüp  hayret  eder demek ki  bu  Fakirde  Hacı  oldu der  kendi  kendine  

 

Bir  düşünce  alır  o  Hallaç’ın  komşusu olan  kafile  başlarından  biri  olan Hocayı   biz  bunca  mal  ve  mülk  sahipleri  olarak  yola  çıktık atlar  ile  develer  ile  yol  çıktık  giyecek  yiyecek  ile ve   çadırlar ile der kendi  kendine bu  fakir  ise  yalnız  yaya  olarak  çıktığı   yola Hacı eda edip  bizimle  beraber

 

Bağdat’a  dönüyor  der   şimdi  ona da  bize de   Hacı  diyecekler bu  nasıl  iştir  dedi  Hallaç  az  ileride  yürüyordu  ve  Hoca  yanına  gelerek   zengin  komşusu  atını  sürerek  onun  yanına  varır ve yine  alaycı  bir  şekilde der ki  komşu  Mekke ye  varıp  Kabe’yi  Tavaf  ettin mi der   Hallaç  cevap  verir  ( ALLAH’A ) şükürler olsun  der bu  vazifeyi  yerine  getirdim  ( ALLAH )  hepimizin  Haccını  kabul  etsin  der  Hallaç   ( ALLAH )  bu  zavallı  kulunun  yüzünün  karasına   bakmadı  ve kutsal  mekan  olan  Mekke  yi  bana nasip  etti  geldim  der

 

Mekke yi  Kabe’yi  gördüm  der ve şimdide  döndüm  Bağdat’a  gidiyorum  der  Hoca  işi  iyice  alaya  alarak  Hallaç’a derki   ey  Fakir  sende  aldın mı   bari  der  kurtuluş  belgeni der  Yoksul  Hallaç  hayır  almadım  var mı ki  öyle  bir  kurtuluş  belgesi  der  

 

Olmaz  olur mu  dedi  Zengin   Hoca  alay  ederek  Kabe’yi  Tavaf  edenlere  verilir  ve  o  belge  ile  Cehenneme  girmez  ve  Cennette  yaşarsın der  öldüğünde  onu da  yanına  alırsan    der Meleklere   gösterip  geçersin  ve direk  Cennete  girersin der sizler  aldınız mı  der  Fakir  Hallaç  Hoca  evet  hepimiz  aldık  kurtuluş 

 

Belgesini  der her halde  bir tek  sen almamışsın  der  kurtuluş  belgesini der   bu  sözleri  ile  Fakir  Hallaç’ı  kandırır ve  Hallaç  kendi  kendine  çok  üzüldü  yanındakilerde  Hocayı  tastık  ederek   bu  sözler ile Fakir  Hallaç  daha da  kedere girer  ve yüzü  kederinden  buruş , buruş  olur  ve  kedere  dalar  o  zaman  bende  tekrar

 

Mekke  ye  varayım da  bende  kurtuluş  belgemi  alayım der ve tekrar   Mekke ye doğru  yola  çıkar     oradaki  bulunanlar  Fakir   Hallaç’ı  alda tık  derler   aralarında  eğlenirler ve  onlar  öyle  eğlene  dursunlar  Fakir   Hallaç  vardı  Mekke ye  koydu  başını  Kabe’nin   duvarına  başladı  ağlamaya 

 

Dedi ki  ey  alemlerin  yaratıcısı  ey  evveli ve ahiri olmayan ( ALLAH’IM ) ey  dilekleri  niyazları  kabul  eden  insanı  bol mu  bol  ( ALLAH’IM )  sen Cömertsin sen  her şeye sahipsin herkes  yalnız  sana  bakar ve  yalnız  senden  dilenir sen  ötekilerine  Senet  vermişsin bu  Senet  ellerinde  olunca  onlar  bu  Senedi ile 

 

Azap  görmeyeceklermiş  ve  bu  Senetleri  olunca  Cennete  gireceklermiş Cehennem ateşlerinden muaf tutulacaklarmış  Cehennem  Zebanileri  onlara  dokunmayacaklarmış  benim böyle  bir  Senedim  yok  ( ALLAH’IM ) der  yoksa  be  Cehennem ehli miyim  der Hallaç  ağlar sızlar  başını  secdeden  kaldırmaz   bunları  söyledik ten  sonra göz yaşlarını  ırmak  gibi  akıtır

 

Tam  o  sırada  biri  yanına gelir  ve  kaldır  başını  ey  Fakir  der  al  işte  Senedin  der ve  durma  yoldaşlarına  yetiş  der   öyle  bir   kağıt ki  dünyada  hiç  bir  benzeri yok   öyle  bir  kokuyordu  ki Fakir  Hallaç  kendinden  geçti  o  kağıdın  kokusundan  öyle   mutlu  oldu ki o  Yeşil  ve  Mis  kokulu  kağıdı  aldı   katladı  koynunu  soktu   ve  Mekke den  çıkıp   tekrar   yoldaşlarına  yetişmek  için 

 

Bağdat’a doğru  yola  çıkar  biraz  zaman  sonra  ( ALLAH ) ın da  yardımı ile  yoldaşlarına yetişti   ve  Fakir  Hallaç’ı  gören  o  alaycı  Şehri  Zenginleri  ve  Hocaları   o  şımarıklar  Fakir  Hallaç’ı  gördüler  işte  geldi derler  bizim  maskaramız  derler  ve  Hallaç  ile  alay  ederler    

 

Fakir   Hallaç’a dediler ki  Ey  Fakir  dediler aldın mı  kurtuluş  belgeni  dediler ve çok  güldüler  Hallaç  dedi ki  evet  aldım  kurtuluş  belgemi der komşusu  olan  Hoca  der ki  öyleyse  göster de görelim der  Hallaç   koynundan  kağıdı  çıkardı  verdi  Hocaya  Hoca  kağıdı  eline  aldı  ve  aklı  başından  gider  kağıt  Yeşil  ak  Nurdan  yazılmıştı  alaycı  Hoca  haykırdı  inledi  ve  deveden  aşağı  düştü    aklı  gitmişti  Hocanın biraz  sonra  Hoca  kendine  geldi  ve kağıdı  tekrar

 

Eline  alıp  öptü  başın  koydu ah  keşke  bende  Fakir   bir  Hallaç  olsaydım  diye  feryat  eder Hoca keşke   beni de  kandıralardı ve  bende  böyle  bir  mertebeye   ulaşsaydım  der  Hoca  göz  yaşlarını  dökerek  şöyle der  şu  Hallaç’a  kakın  şu  fakirliği  ile  ( ALLAH’A )  bağlılığı  ile  nelere sahip  oldu der  

 

Ben  malımı mülkümü  satsam gende  böyle  bir  kağıda  sahip  olamam der  Hoca  kağıdı  diğerlerine  gösterir  ve  onlarda hayret  içinde  bakarlar Fakir  Hallaç’ın  kurtuluş  belgesine onlarda  aynen  Hoca gibi  göz yaşı dökerler  ve ağlarlar derken  güneşler doğdu  battı  ve  nihayetinde  Bağdat’a  varırlar   herkes  evine  dağılır  ve

 

Fakir  Hallaç  komşusu  olan  Hocaya  der ki   Ya  Hoca der  şu  benim  Senedimi  alda sende  kalsın der  Ölürsem  Kefenimin  içine  koyar sın  ve  bu  Senet de benimle  beraber  oda  Mezara  girsin de Hocada  senedi  alır ve  evinde ki  Sandukanın  içine  kor   aradan biraz  zaman  geçer  ve Hoca  ticaret için 

 

Bağdat  dışına  çıkar  yola  çıkarken    Senedi  Fakir  Hallaç’a vermeyi  unutur  ve Hoca  ticarette iken  Fakir  Hallaç  Vefat  eder   Senedi  ise  Hocanın  Sandukasında  kalır Fakir   Hallaç’ı  yıkadılar  Kefenlediler  ve  Mezara  koydular aradan  bir  kaç  ay  geçince  Hoca   yoldan döner

 

Ve  Hoca  Fakir  Hallaç’ı  sorar   nerde diye  ahaliden  biri   Hoca sen  ticarette iken  Fakir  Hallaç Vefat  etti ve onu   Mezara  gömdük derler  eyvah  dedi  Hoca  benden  Fakir  Zavallı Hallaç’ın  emaneti  vardı der emanetine  hıyanetlik  ettim der bana  vasiyeti  vardı  Ölünce  Senedini  Kefeninin  arasına  koymamı  vasiyet  etmişti der üzüntülü  bir  şekilde ev  gider ve Sandukayı  açar  ve  bakar  ki Fakir   Hallaç’ın  emanet  ettiği Senet  yerinde yok  Hoca daha da  üzülür  ve ağlamaya başlar  bari  gidip 

 

Mezarına  bakayım der belki  durumu  benden  başka  bilende  var der ve  Hallaç’ın  Mezarına gider  Fakir  Hallaç’ın  Mezarı  başına  gelen  o  alaycı  Hoca ve bir  söz  işitir  ve derler ki Ey  Hoca sen  var git  işine için rahat  etsin derler Hocaya zira  biz  senin Sandukanda   bu  Fakir Hallaç’ın  Senedini  aldık  ve  Kefenine  koyduk  derler Senet  şimdi  onunladır  derler Hoca  bu sedayı da   işitince   tam  kendinden  geçer ve          Fakir  Hallaç’ın  Mezarı  başında Hıçkıra , Hıçkıra   Ağlar, Ağlar , Ağlar  

 

Hoca  orada  o  Fakir  Hallaç’ın  Mezarı  başında uykuya  dalar   Rüyasında  Hocaya  şöyle  derler  Fakir  Hallaç  Ey  Hoca  ( ALLAH’IN )  bereketi  seninle  birlikte  olsun o Senet  bana  erişti  hesap  melekleri  olan

 

Münkir  ve  Nekir  e   bu  Senedi  gösterdim ve bana  hiç  bir  sorgu ve sual  sormadı   bana  hiç  bir  zorluk çıkarmadılar ve  beni Cennete  koydular der ( ALLAH )  Senden  razı  olsun Hoca der ben  bu  Senedi  senin  sayende kazandım der eyer  bana  git  Senedini al  demeseydin ben  şimdi azap çekiyordum  ama  şimdi  seni sözünü  dinledim  ve şimdi  bu Senede sahip oldum  der  Kabe den   elim  boş  Senetsiz  dönecektim  der ve   sizlerde  Öldüğünüzde  İnşallah   der .

 

Münkir ve Nekir  size de  bir şey  sormaz  der elinizdeki  Senetleri sizde  gösterirseniz    size de  bir şey demezler der  Hocaya   uykudan  uyanır ve evine gelir  Ağlaya , Ağlaya   ve Fakir   Hallaç’ın  ruhuna etli  pilavlar  pişirtip  dağıtır  ve daha sonra  kimse ile alaycı  konuşmaz  ve  alay  etmez 

 

Sevgili  dostlarım  siz , siz  olun  hiç  bir  kimse    ile alay  etmeyin  ve dalga  geç meyin   yoksa ( ALLAH ’TA )  sizinle dalga  geçer ve alay  eder o  zamanda  kurtuluşa  eremesin  toprak  altında  azap  çekersin  ve cefa  görürsün   kendi  karşındakini  devamlı  kendi  nefsinden   üstün  tut  alçak  gönüllü  ol   ki   bu   dünyada   ve    ahirette  sefasını süresin  ( ALLAH )   herkesi  hidayete  erdirsin    Saygılarımlar

 


burclar

Site Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1
mod_vvisit_counterDün0
mod_vvisit_counterBu Hafta1
mod_vvisit_counterBu Ay1
mod_vvisit_counterHepsi252175
  • [Bot]
  • [Google]
  • [MSN]
Now online:
  • 1 guest
  • 3 robots

Site Dili

English Arabic Chinese (Simplified) French German Italian Portuguese Russian Spanish Turkish

Kuran-i Kerim