YOKSUL HALLAÇ IN HACCA GİTMESİ
Sevgili dostlarım bu hikayeyi samimi oku ve can kulağı ile dinlesinler
Bağdat Şehrinde Zenginler toplanarak Hacca gitmeye karar verirler O Şehirde Yoksul bir Hallaç vardı ve Çulha yapardı ve öyle Fakirdi ki evine ekmek götürmede zorluk çekerdi Şehrin Zenginleri Hacca gitmeye karar verince kendi kendine onlar giderlerse
Bende giderim der fakat param yok ama fakat onların malı ve paraları varsa benimde ( ALLAH’IM ) var der kendi kendine hele hayırlısı ile yola bir çıkalım ( ALLAH ) beni gözetir ve yedirir ve içirir ona sığındıktan sonra
Hiç bir şeye ihtiyacım olmaz der Hacca hareket zamanı gelince Şehrin Zenginleri ile oda Haccın yolunu tutarlar kafilenin başında namlı Hocalar vardı ve o namlı Hocaların arkasında Şehrin ileri gelen tanınmış Zenginleri vardı yolculuk edenler büyük bir kalabalık oluşturmuştu hacca giden
Şehrin Zenginleri bir zaman sonra baktılar ki Fakir Hallaç da Hacca gidenleri yollamaya gelenlerden zan etmişler di Hallaç’ın bir komşusu vardı oda kafilenin ileri gelen Hocaların dan biri idi atını sürerek Fakir Hallaç’ın yanına geldi ve ona
Ey komşu dedi herkes Mekke ye gider sen nereye gidersin böyle der alaycı bir durumda yoksa sende mi Mekke ye gidiyorsun der evet dedi Fakir Hallaç bende Mekke ye gidiyorum der o ulu Mevla’nın evini ziyaret etmeye der buna niyet ettim ve inşallah ( ALLAH ) nasip ederde ziyaret ederim der komşusu olan kafile başlarından o Hoca Fakir Hallaç’ı alaya alarak gülümsedi
Ey komşu dedi sen bu yola nasıl gidersin der bu yola para pul lazım senin paran yok bineğin yok azığın ve yolluğun yok der alaycı bir şekilde ( ALLAH ) rızk vericidir der Hallaç Hocaya Hoca sakladığın bir kaç bin altının var der alay eder ve tekrar kafilenin başına
Döner sıcak çöllerde yolculukları devam etti her gün biraz daha Mekke ye yaklaştılar ve günler sonra kutsal mekan olan Mekke ye ulaşırlar bütün Hacılar gerektiği gibi Haclarını edip tavaflarını edip ziyaretlerini tamamlarlar ve Hallaç da hacını tamamlar ve Hallaç’ın Zengin komşusu bakar ki Hallaç da orda hayret eder ve haccına devam eder zamanı gelince tekrar
Mekke den yola çıktılar ve Bağdat’a doğru yola aldılar o Zengin komşusu Hallaç’ın da aynen Bağdat’a giden kafilenin içinde olduğunu görüp hayret eder demek ki bu Fakirde Hacı oldu der kendi kendine
Bir düşünce alır o Hallaç’ın komşusu olan kafile başlarından biri olan Hocayı biz bunca mal ve mülk sahipleri olarak yola çıktık atlar ile develer ile yol çıktık giyecek yiyecek ile ve çadırlar ile der kendi kendine bu fakir ise yalnız yaya olarak çıktığı yola Hacı eda edip bizimle beraber
Bağdat’a dönüyor der şimdi ona da bize de Hacı diyecekler bu nasıl iştir dedi Hallaç az ileride yürüyordu ve Hoca yanına gelerek zengin komşusu atını sürerek onun yanına varır ve yine alaycı bir şekilde der ki komşu Mekke ye varıp Kabe’yi Tavaf ettin mi der Hallaç cevap verir ( ALLAH’A ) şükürler olsun der bu vazifeyi yerine getirdim ( ALLAH ) hepimizin Haccını kabul etsin der Hallaç ( ALLAH ) bu zavallı kulunun yüzünün karasına bakmadı ve kutsal mekan olan Mekke yi bana nasip etti geldim der
Mekke yi Kabe’yi gördüm der ve şimdide döndüm Bağdat’a gidiyorum der Hoca işi iyice alaya alarak Hallaç’a derki ey Fakir sende aldın mı bari der kurtuluş belgeni der Yoksul Hallaç hayır almadım var mı ki öyle bir kurtuluş belgesi der
Olmaz olur mu dedi Zengin Hoca alay ederek Kabe’yi Tavaf edenlere verilir ve o belge ile Cehenneme girmez ve Cennette yaşarsın der öldüğünde onu da yanına alırsan der Meleklere gösterip geçersin ve direk Cennete girersin der sizler aldınız mı der Fakir Hallaç Hoca evet hepimiz aldık kurtuluş
Belgesini der her halde bir tek sen almamışsın der kurtuluş belgesini der bu sözleri ile Fakir Hallaç’ı kandırır ve Hallaç kendi kendine çok üzüldü yanındakilerde Hocayı tastık ederek bu sözler ile Fakir Hallaç daha da kedere girer ve yüzü kederinden buruş , buruş olur ve kedere dalar o zaman bende tekrar
Mekke ye varayım da bende kurtuluş belgemi alayım der ve tekrar Mekke ye doğru yola çıkar oradaki bulunanlar Fakir Hallaç’ı alda tık derler aralarında eğlenirler ve onlar öyle eğlene dursunlar Fakir Hallaç vardı Mekke ye koydu başını Kabe’nin duvarına başladı ağlamaya
Dedi ki ey alemlerin yaratıcısı ey evveli ve ahiri olmayan ( ALLAH’IM ) ey dilekleri niyazları kabul eden insanı bol mu bol ( ALLAH’IM ) sen Cömertsin sen her şeye sahipsin herkes yalnız sana bakar ve yalnız senden dilenir sen ötekilerine Senet vermişsin bu Senet ellerinde olunca onlar bu Senedi ile
Azap görmeyeceklermiş ve bu Senetleri olunca Cennete gireceklermiş Cehennem ateşlerinden muaf tutulacaklarmış Cehennem Zebanileri onlara dokunmayacaklarmış benim böyle bir Senedim yok ( ALLAH’IM ) der yoksa be Cehennem ehli miyim der Hallaç ağlar sızlar başını secdeden kaldırmaz bunları söyledik ten sonra göz yaşlarını ırmak gibi akıtır
Tam o sırada biri yanına gelir ve kaldır başını ey Fakir der al işte Senedin der ve durma yoldaşlarına yetiş der öyle bir kağıt ki dünyada hiç bir benzeri yok öyle bir kokuyordu ki Fakir Hallaç kendinden geçti o kağıdın kokusundan öyle mutlu oldu ki o Yeşil ve Mis kokulu kağıdı aldı katladı koynunu soktu ve Mekke den çıkıp tekrar yoldaşlarına yetişmek için
Bağdat’a doğru yola çıkar biraz zaman sonra ( ALLAH ) ’ ın da yardımı ile yoldaşlarına yetişti ve Fakir Hallaç’ı gören o alaycı Şehri Zenginleri ve Hocaları o şımarıklar Fakir Hallaç’ı gördüler işte geldi derler bizim maskaramız derler ve Hallaç ile alay ederler
Fakir Hallaç’a dediler ki Ey Fakir dediler aldın mı kurtuluş belgeni dediler ve çok güldüler Hallaç dedi ki evet aldım kurtuluş belgemi der komşusu olan Hoca der ki öyleyse göster de görelim der Hallaç koynundan kağıdı çıkardı verdi Hocaya Hoca kağıdı eline aldı ve aklı başından gider kağıt Yeşil ak Nurdan yazılmıştı alaycı Hoca haykırdı inledi ve deveden aşağı düştü aklı gitmişti Hocanın biraz sonra Hoca kendine geldi ve kağıdı tekrar
Eline alıp öptü başın koydu ah keşke bende Fakir bir Hallaç olsaydım diye feryat eder Hoca keşke beni de kandıralardı ve bende böyle bir mertebeye ulaşsaydım der Hoca göz yaşlarını dökerek şöyle der şu Hallaç’a kakın şu fakirliği ile ( ALLAH’A ) bağlılığı ile nelere sahip oldu der
Ben malımı mülkümü satsam gende böyle bir kağıda sahip olamam der Hoca kağıdı diğerlerine gösterir ve onlarda hayret içinde bakarlar Fakir Hallaç’ın kurtuluş belgesine onlarda aynen Hoca gibi göz yaşı dökerler ve ağlarlar derken güneşler doğdu battı ve nihayetinde Bağdat’a varırlar herkes evine dağılır ve
Fakir Hallaç komşusu olan Hocaya der ki Ya Hoca der şu benim Senedimi alda sende kalsın der Ölürsem Kefenimin içine koyar sın ve bu Senet de benimle beraber oda Mezara girsin de Hocada senedi alır ve evinde ki Sandukanın içine kor aradan biraz zaman geçer ve Hoca ticaret için
Bağdat dışına çıkar yola çıkarken Senedi Fakir Hallaç’a vermeyi unutur ve Hoca ticarette iken Fakir Hallaç Vefat eder Senedi ise Hocanın Sandukasında kalır Fakir Hallaç’ı yıkadılar Kefenlediler ve Mezara koydular aradan bir kaç ay geçince Hoca yoldan döner
Ve Hoca Fakir Hallaç’ı sorar nerde diye ahaliden biri Hoca sen ticarette iken Fakir Hallaç Vefat etti ve onu Mezara gömdük derler eyvah dedi Hoca benden Fakir Zavallı Hallaç’ın emaneti vardı der emanetine hıyanetlik ettim der bana vasiyeti vardı Ölünce Senedini Kefeninin arasına koymamı vasiyet etmişti der üzüntülü bir şekilde ev gider ve Sandukayı açar ve bakar ki Fakir Hallaç’ın emanet ettiği Senet yerinde yok Hoca daha da üzülür ve ağlamaya başlar bari gidip
Mezarına bakayım der belki durumu benden başka bilende var der ve Hallaç’ın Mezarına gider Fakir Hallaç’ın Mezarı başına gelen o alaycı Hoca ve bir söz işitir ve derler ki Ey Hoca sen var git işine için rahat etsin derler Hocaya zira biz senin Sandukanda bu Fakir Hallaç’ın Senedini aldık ve Kefenine koyduk derler Senet şimdi onunladır derler Hoca bu sedayı da işitince tam kendinden geçer ve Fakir Hallaç’ın Mezarı başında Hıçkıra , Hıçkıra Ağlar, Ağlar , Ağlar
Hoca orada o Fakir Hallaç’ın Mezarı başında uykuya dalar Rüyasında Hocaya şöyle derler Fakir Hallaç Ey Hoca ( ALLAH’IN ) bereketi seninle birlikte olsun o Senet bana erişti hesap melekleri olan
Münkir ve Nekir e bu Senedi gösterdim ve bana hiç bir sorgu ve sual sormadı bana hiç bir zorluk çıkarmadılar ve beni Cennete koydular der ( ALLAH ) Senden razı olsun Hoca der ben bu Senedi senin sayende kazandım der eyer bana git Senedini al demeseydin ben şimdi azap çekiyordum ama şimdi seni sözünü dinledim ve şimdi bu Senede sahip oldum der Kabe den elim boş Senetsiz dönecektim der ve sizlerde Öldüğünüzde İnşallah der .
Münkir ve Nekir size de bir şey sormaz der elinizdeki Senetleri sizde gösterirseniz size de bir şey demezler der Hocaya uykudan uyanır ve evine gelir Ağlaya , Ağlaya ve Fakir Hallaç’ın ruhuna etli pilavlar pişirtip dağıtır ve daha sonra kimse ile alaycı konuşmaz ve alay etmez
Sevgili dostlarım siz , siz olun hiç bir kimse ile alay etmeyin ve dalga geç meyin yoksa ( ALLAH ’TA ) sizinle dalga geçer ve alay eder o zamanda kurtuluşa eremesin toprak altında azap çekersin ve cefa görürsün kendi karşındakini devamlı kendi nefsinden üstün tut alçak gönüllü ol ki bu dünyada ve ahirette sefasını süresin ( ALLAH ) herkesi hidayete erdirsin Saygılarımlar















