KADiR HOCA

Gizemler Dünyasının Üstadı

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

MUSA İLE HIZIR ( a.s )

E-posta Yazdır PDF

 

MUSA    İLE    HIZIR   (  a.s  )

 

Bir  gün  Musa  Peygamber  ile  Hızır  ( a.s. ) bir  deniz  kenarında  karşılaştılar . Daha  önce  birbirini  görmemişlerdi . Birbirleriyle  tanıştıktan  sonra  derin  bir  sohbete  daldılar .

 

Musa , olayların  arkasındaki  gerçekleri  kavrayan , kimsenin  anlamadığı  sırları  çözen  Hızır’ın  üstün  bilgisine  hayran  kaldı .

 

Ne  olur , dedi  Musa , izin  ver  de  bir  müddet  senin  yanında  kalayım  ve                       ( ALLAH’IN ) sana  öğrettiği  bu  bilgiden  ben  de  bir şeyler  öğreneyim .

 

Bu  teklif  üzerine  Hızır  dedi  ki :

 

İyi  ama , benim  yaptığım  işlerin  gerçek  sebebini  bilemediğin  için  dayanamaz  ve  bana  karşı  gelirsin .

 

Hayır , dayanırım . Sana  da  karşı  gelmem .

 

Öyleyse  yaptığım  işler  hakkında  ben  sana  açıklama  yapmadıkça  bir şey  sormayacaksın , tamam  mı ?

 

Tamam , dedi  Musa .

 

Birlikte  seyahat  etmeye  başladılar . Bir  liman  kentine  vardılar . Gemiyle  seyahat  edeceklerdi . Bir  geminin  hareket  etmek  üzere  olduğunu  öğrendiler . Ne  var  ki  gemiciler  herkesi  gemiye  almıyorlardı . Bunların  görünüşleri  hoşlarına  gitmiş  olmalı  ki , gemiye  binmelerine  izin  verdiler .

 

Denize  açıldıktan  bir  müddet  sonra  Hızır , eline  geçirdiği  bir  keserle  gemiyi  delmeye  başladı .

 

Musa  heyecanla  Hızır’ın  eline  sarıldı :

 

Aman , ne  yapıyorsun ? Çok  tehlikeli  ve  korkunç  bir  şey  yaptığının  farkında  değil  misin ? Üstelik  adamların  bize  yaptığı  iyiliği  bir  düşünsene ! Hem  ne  kötülüklerini  gördük  de  gemilerine  zarar  veriyorsun ?

 

Hızır , Musa’ya  dönerek :

 

Benimle  arkadaşlık  etmeye  dayanamazsın  dememiş  miydim ? Hani  benim  yaptıklarıma  karşı  çıkmayacaktın ? deyince  Musa  mahcup  oldu :

 

Özür  dilerim , birden  anlaşmamızı  unuttum . Bir  daha  sen  açıklamadıkça  neden  öyle  yaptığını  sormayacağım , dedi .

 

Nihayet  kara  göründü ; indiler . Bu  defa  da  karada  seyahat  etmeye  başladılar . Derken  yolda  karşılaştıkları  bir  oğlanı  Hızır  oracıkta  öldürüverdi .

 

Birden  Musa’nın  tepesi  attı :

 

Masum  bir  çocuğu  ne  diye  öldürdün ? Sana  ne  yaptı  bu  zavallı ? Çok  fena  bir    yaptın , çok  fena ! diye  söylendi .

 

Hızır  anlaşmalarını  hatırlattı  :

 

Benim  yanımda  bulunmaya  dayanamazsın  dememiş  miydim ? Bak , yine  sabırsızlık  gösterdin .

 

Musa  söylediklerine  pişman  oldu :

 

Bana  bir  şans  daha  ver , dedi . Eğer  sana  bir  daha  soru  sorarsam , benimle  arkadaşlık  etme !

 

Pekala , dedi  Hızır  ve  yola  koyuldular . Bir  kasabaya  vardıklarında  yiyecekleri  de  tamamen  tükenmişti . Kasaba  halkından  yardım  istediler . Hiç  biri  onları  misafir  etmeye  yanaşmadı . Musa  buna  çok  üzülmüştü . “ Ne  biçim  insan  bunlar ? Misafire  böyle  mi  davranılır ?” diye  söylenerek  giderken  bir  bahçe  duvarının  yıkılmak  üzere  olduğunu  gördü .

 

Hızır , duvarı  düzeltti ; yıkılmasını  önledi .

 

Musa  yine  dayanamadı :

 

Bu  merhametsiz  adamlara  niye  iyilik  ediyorsun ? Bu  işi  bir  ücret  karşılığı  yapmam  daha  doğru  olmaz  mıydı ? dedi .

 

Hızır  güldü :

 

Gel  bakalım , dedi . Artık  anlaşmamız  burada  sona  erdi . Sabredemediğin  işlerin  gerçek  sebeplerini  sana  anlattıktan  sonra  birbirimizden  ayrılalım  . Gemiyi  niçin  yaraladığımı  merak  etmiştin , değil  mi ?

 

Evet .

 

Geminin  sahipleri  yoksul  kişilerdi . Gittikleri  yerde  Zalim  bir  Kral var , sağlam  ve  kusursuz  gördüğü  bir  gemiyi  sahiplerinin  elinden  zorla  alıyordu . Ben  gemiyi  biraz  yaralayarak  kralın  gözünden  düşürmek  istedim . Dışarıdan  bakılınca  çok  fena  görünen  bu  işin  altında  zarar  değil , böyle  bir  yarar  vardı .

 

Musa  hayretler  içinde  kalmıştı :

 

ya , demek  gerçek  sebebi  buydu  ha ! dedi .

 

Hızır  sözüne  devam  etti :

 

Gelelim  o  çocuğun  öldürülmesine . O  masum  görünüşlü  oğlan , büyüdüğü  vakit  azılı  bir  dinsiz  olacaktı . Son  derece  temiz  ve  imanlı  olan  anne  ve  babasını  bile  doğru  yoldan  çıkaracak  bir  yaratılışa  sahipti . Onu  öldürmekle  hem  Anne ve Babasını  korumuş , hem  de  toplumu  onun  kötülüğünden  kurtarmış  olduk . Buna  karşılık   (  ALLAH ) o  Anne ve Babaya  kederlerini  unutturacak  çok  hayırlı  bir  evlat  verecektir  Bu  yüzden  çok  mutlu  olacaklar .

 

Musa’nın  hayreti  gittikçe  artıyordu :

 

Anlıyorum , dedi  fısıltılı  bir  sesle .

 

Hızır  son  olayı   da  şöyle  anlattı :

 

Bizi  misafir  etmedikleri  bu  kasaba  da  yıkılmasını  önlediğim  bahçe  duvarı  iki  yetim  çocuğa  aitti . Babaları  çok  iyi  bir  insandı . Ölmeden  önce  altınlarını  bile  çanağa  koyup  duvarın  altına  gömmüştü . Eğer  duvarı  kendi  haline  bıraksaydım , duvar  yıkılacak  ve  gördüğün  o  katı  kalpli  insanlar , altınları  yağmalayacak , çocuklara  bir şey  bırakmayacaklardı . Halbuki  ( ALLAH ) Teala , çocuklar  büyüyüp  yetiştikten  sonra  babalarının  helal  yoldan  kazandığı  bu  hazineyi  ele  geçirmelerini  ve  iyi  yolda  harcamalarını  dilemişti .

 

Bu  işlerin  hiç  birini  kendiliğimden  yapmadım .

 

Bunları  bana  Rabbim  emretti . Kullarının  iyiliğini  dilediği  için  işlerin  böyle  olmasını  uygun  gördü . İşte  dış  yüzüne  bakarak  dayanamadığın  işlerin    yüzü  böyledir .

 

Musa , olayların  göründüğü  gibi  olmadığını  iyice  anlamıştı . Kötü  oldu  denilen  işlerin  aslında  iyi  olduğunu  veya  az  zararla  büyük  kötülüklerin  önlendiğini  öğrenmişti . Olayları  ( ALLAH’IN )  en  güzel  şekilde  düzenlediğine  Musa  Peygamber  bir  kere  daha  iman  etti .                            

 


burclar

Site Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1
mod_vvisit_counterDün0
mod_vvisit_counterBu Hafta1
mod_vvisit_counterBu Ay1
mod_vvisit_counterHepsi252160
  • [Bot]
  • [MSN]
Now online:
  • 1 guest
  • 2 robots

Site Dili

English Arabic Chinese (Simplified) French German Italian Portuguese Russian Spanish Turkish

Kuran-i Kerim