MUSA İLE HIZIR ( a.s )
Bir gün Musa Peygamber ile Hızır ( a.s. ) bir deniz kenarında karşılaştılar . Daha önce birbirini görmemişlerdi . Birbirleriyle tanıştıktan sonra derin bir sohbete daldılar .
Musa , olayların arkasındaki gerçekleri kavrayan , kimsenin anlamadığı sırları çözen Hızır’ın üstün bilgisine hayran kaldı .
Ne olur , dedi Musa , izin ver de bir müddet senin yanında kalayım ve ( ALLAH’IN ) sana öğrettiği bu bilgiden ben de bir şeyler öğreneyim .
Bu teklif üzerine Hızır dedi ki :
İyi ama , benim yaptığım işlerin gerçek sebebini bilemediğin için dayanamaz ve bana karşı gelirsin .
Hayır , dayanırım . Sana da karşı gelmem .
Öyleyse yaptığım işler hakkında ben sana açıklama yapmadıkça bir şey sormayacaksın , tamam mı ?
Tamam , dedi Musa .
Birlikte seyahat etmeye başladılar . Bir liman kentine vardılar . Gemiyle seyahat edeceklerdi . Bir geminin hareket etmek üzere olduğunu öğrendiler . Ne var ki gemiciler herkesi gemiye almıyorlardı . Bunların görünüşleri hoşlarına gitmiş olmalı ki , gemiye binmelerine izin verdiler .
Denize açıldıktan bir müddet sonra Hızır , eline geçirdiği bir keserle gemiyi delmeye başladı .
Musa heyecanla Hızır’ın eline sarıldı :
Aman , ne yapıyorsun ? Çok tehlikeli ve korkunç bir şey yaptığının farkında değil misin ? Üstelik adamların bize yaptığı iyiliği bir düşünsene ! Hem ne kötülüklerini gördük de gemilerine zarar veriyorsun ?
Hızır , Musa’ya dönerek :
Benimle arkadaşlık etmeye dayanamazsın dememiş miydim ? Hani benim yaptıklarıma karşı çıkmayacaktın ? deyince Musa mahcup oldu :
Özür dilerim , birden anlaşmamızı unuttum . Bir daha sen açıklamadıkça neden öyle yaptığını sormayacağım , dedi .
Nihayet kara göründü ; indiler . Bu defa da karada seyahat etmeye başladılar . Derken yolda karşılaştıkları bir oğlanı Hızır oracıkta öldürüverdi .
Birden Musa’nın tepesi attı :
Masum bir çocuğu ne diye öldürdün ? Sana ne yaptı bu zavallı ? Çok fena bir iş yaptın , çok fena ! diye söylendi .
Hızır anlaşmalarını hatırlattı :
Benim yanımda bulunmaya dayanamazsın dememiş miydim ? Bak , yine sabırsızlık gösterdin .
Musa söylediklerine pişman oldu :
Bana bir şans daha ver , dedi . Eğer sana bir daha soru sorarsam , benimle arkadaşlık etme !
Pekala , dedi Hızır ve yola koyuldular . Bir kasabaya vardıklarında yiyecekleri de tamamen tükenmişti . Kasaba halkından yardım istediler . Hiç biri onları misafir etmeye yanaşmadı . Musa buna çok üzülmüştü . “ Ne biçim insan bunlar ? Misafire böyle mi davranılır ?” diye söylenerek giderken bir bahçe duvarının yıkılmak üzere olduğunu gördü .
Hızır , duvarı düzeltti ; yıkılmasını önledi .
Musa yine dayanamadı :
Bu merhametsiz adamlara niye iyilik ediyorsun ? Bu işi bir ücret karşılığı yapmam daha doğru olmaz mıydı ? dedi .
Hızır güldü :
Gel bakalım , dedi . Artık anlaşmamız burada sona erdi . Sabredemediğin işlerin gerçek sebeplerini sana anlattıktan sonra birbirimizden ayrılalım . Gemiyi niçin yaraladığımı merak etmiştin , değil mi ?
Evet .
Geminin sahipleri yoksul kişilerdi . Gittikleri yerde Zalim bir Kral var , sağlam ve kusursuz gördüğü bir gemiyi sahiplerinin elinden zorla alıyordu . Ben gemiyi biraz yaralayarak kralın gözünden düşürmek istedim . Dışarıdan bakılınca çok fena görünen bu işin altında zarar değil , böyle bir yarar vardı .
Musa hayretler içinde kalmıştı :
ya , demek gerçek sebebi buydu ha ! dedi .
Hızır sözüne devam etti :
Gelelim o çocuğun öldürülmesine . O masum görünüşlü oğlan , büyüdüğü vakit azılı bir dinsiz olacaktı . Son derece temiz ve imanlı olan anne ve babasını bile doğru yoldan çıkaracak bir yaratılışa sahipti . Onu öldürmekle hem Anne ve Babasını korumuş , hem de toplumu onun kötülüğünden kurtarmış olduk . Buna karşılık ( ALLAH ) o Anne ve Babaya kederlerini unutturacak çok hayırlı bir evlat verecektir Bu yüzden çok mutlu olacaklar .
Musa’nın hayreti gittikçe artıyordu :
Anlıyorum , dedi fısıltılı bir sesle .
Hızır son olayı da şöyle anlattı :
Bizi misafir etmedikleri bu kasaba da yıkılmasını önlediğim bahçe duvarı iki yetim çocuğa aitti . Babaları çok iyi bir insandı . Ölmeden önce altınlarını bile çanağa koyup duvarın altına gömmüştü . Eğer duvarı kendi haline bıraksaydım , duvar yıkılacak ve gördüğün o katı kalpli insanlar , altınları yağmalayacak , çocuklara bir şey bırakmayacaklardı . Halbuki ( ALLAH ) Teala , çocuklar büyüyüp yetiştikten sonra babalarının helal yoldan kazandığı bu hazineyi ele geçirmelerini ve iyi yolda harcamalarını dilemişti .
Bu işlerin hiç birini kendiliğimden yapmadım .
Bunları bana Rabbim emretti . Kullarının iyiliğini dilediği için işlerin böyle olmasını uygun gördü . İşte dış yüzüne bakarak dayanamadığın işlerin iç yüzü böyledir .
Musa , olayların göründüğü gibi olmadığını iyice anlamıştı . Kötü oldu denilen işlerin aslında iyi olduğunu veya az zararla büyük kötülüklerin önlendiğini öğrenmişti . Olayları ( ALLAH’IN ) en güzel şekilde düzenlediğine Musa Peygamber bir kere daha iman etti .















