KIRLARA KARIŞAN DELİKANLI
Cüneyt Bağdadi bir Bağdat’tan Basra’ya yolculuk yaparken yolu bir Yahudi mezarına düştü ve geceyi de orada geçirmesi gerekiyordu ve abdest aldı akşam namazını kılarken Yahudi olan bir genç yanına gelerek Cüneyt Bağdadi’ye der ki kimsiniz diye sorar burada ne yapıyorsunuz sanırım kendi dininize göre ibadet ediyorsunuz der yaptıklarınız benim çok hoşuma gitti der ve bana da öğretir misiniz der o zaman
Cüneyt Bağdadi ben Müslüman’ım der dinim İslam der dinlerin en iyisi en mükemmeli der bu İslam dinine girerse bu dünyada ve öbür dünyada mutluluğa erersin ve kurtulursun der
Cüneyt Bağdadi’nin sözleri o Yahudi Delikanlısının içini iyice yumuşatır Müslümanlığı kabul etmek için sabırsızlanan Delikanlı Cüneyt Bağdadi ye nasıl Müslüman olacağım diye yalvarır ve o Delikanlıya Müslüman olmanın ilki olan kelimeyi şahadeti getirmesini söyler ve Delikanlı Cüneyt Bağdadi ile kelimeyi şahadet getirir ve Müslüman olur bu durum Cüneyt Bağdadi’yi çok sevindirir
Müminlerin sayısı bir tane daha arttı diye sevinir Cüneyt Bağdadi orada bir hafta kalarak o gence İslam-ı anlattı ve Müslümanlığı ona aşılar sabah gitme zamanı gelince o Yahudi genci karşısına alarak dedi ki ey genç sen artık benim öğrettiğim şekilde ( ALLAH’A ) ibadet et dedi yoldan sapma ( ALLAH ) sana merhamet etti hak yolunu nasip etti bu sana öğrettiğim değerlerin kıymetini bil bu dediklerimi asla ihmal etme yoksa çıkmaza girersin dedi Ve genç yoksa gidiyor musunuz Efendim dedi Delikanlı çok üzüldü ve ağladı böyle bir insanın gidişine bana öğütte bulunuyorsun beni bırakıp gidersen bende senin peşinden sen nereye gidersen bende oraya giderim dedi artık bu
Yahudi’ler ile bu köyünde kalmam bana senin öğrettiğin ilimden bana İslam dan fayda var artık dedi sakın bana kal diye ısrar etmeyin efendim dedi ey oğul dedi Cüneyt Bağdadi benimle gelirsen senin yakınların peşimize düşerler der haksız yere ellerini senin kanına bularlar der lakin seni öldürürler neden bana böyle söylüyorsun der delikanlı bana ( ALLAH ) ve İslam dinini sen öğrettin der delikanlı Cüneyt-i Bağdadi ’ye .
Cüneyt Bağdadi Delikanlıya biz günde kaç nefes alıp veriyoruz ve ne aman öleceğimizi yalnız bizleri kainatı ve dağları denizleri yaratan ( ALLAH ) tan başka kimse bilmez der beraber çıkalım der Delikanlı fakat beni yolum uzundur der bana dayanamasın yorulursun der böylece Delikanlı ile Cüneyt-i Bağdadi beraber yola çıkarlar ve delikanlının yakınları o yaşlı adamın yanına gidip geldiğini biliyorlardı ve Delikanlı ortadan bir anda kayıp olunca evine gelmeyince hemen
Cüneyt-i Bağdadi’yi gördükleri yere giderler fakat oda yerinde yok anlarlar ki delikanlı onun peşine takılıp gitmiş tir hemen onları aramaya yola çıkarlar ve elli kişilik bir kişi ellerinde silahlar onları aramaya çıkarlar hepsi atlı ve arkalarından geliyorlar
Cüneyt-i Bağdadi bir gürültünün geldiğini gördü ve arkasına bakar ve kalabalık birileri üzerlerine doğru geldiğini görür ve Delikanlıya gördün mü der ben sana senin kiler arkamızdan geliyorlar ben sana söyledim peşimize düşerler diye
Delikanlı şöyle cevap verir Efendim onlar benim peşimde der size bir zarar veremezler der onlar beni istiyorlar size bir zarar gelmesini istemiyorum der sen var yoluna git der yolun açık olsun der Cüneyt-i Bağdadi’ye ve Cüneyt-i Bağdadi yoluna devam eder delikanlı o kırlar arasında kalır ve ( ALLAH’A ) şöyle yalvarmaya başlar ey ( ALLAH’IM ) ben kulunu yalnız bırakma der bana yardım et beni bu
Yahudi’ler den koru sana sığındım ( ALLAH’IM ) der Delikanlı daha duası yalvarışı yeni bitmişti ki takip edenler yanına vardılar sen nereye gidiyorsun o ihtiyarın arkasından derler ve bir anda o Delikanlı gök yüzüne doğru yükselmeye başladı ve bir anda gözden kayıp oldu gitti bu durumu
Cüneyt-i Bağdadi de izlerken Cüneyt-i Bağdadi bu durum karşısında şaşkına döner hemen secdeye kapanır bu Delikanlı ( ALLAH’A ) nasıl sığındı ve ( ALLAH TAN ) nasıl ve ne istedi ki bir anda gök yüzüne çekildi der ve ağlamaya başlar
Cüneyt-i Bağdadi Ya Rabbi sen mutlak varsın ve her şeyi bilirsin ve her şey den haber darsın der ve ( ALLAH’IM ) o Delikanlı şu anda nereye gitti bana bildir der ve gaipten bir ses o Delikanlı kırlar karıştı Ya Cüneyt-i Bağdadi denir Cüneyt-i Bağdadi tekrar başını secdeye koyar
Cüneyt-i Bağdadi ağladı ve ey ( ALLAH’IM ) dedi ey yaratıcımız ey rızk vericimiz senin yolunda nice kimseler var ki canla başla sana ibadet eder fakat ve yinede böyle o Delikanlının makamına iştirak edemedi ve bu işin sırrı ne diye sorar ( ALLAH’IM ) bu ne hikmettir der daha bir hafta önce kafir olan bir Delikanlı bugün ise sen onu hiç kimsenin erişmeye nail olamayacağı senin katına erdirdin der Cüneyt-i Bağdadi ( ALLAH’A ) nedir bu işin sırı der ben aciz bu kuluna bildir der o zaman gökten bir ses gelir ve derki ey
Cüneyt-i Bağdadi diye bir ses gelir gaipten o Delikanlı bize tam bir itikat ile sığındı bizim aşk meydanımızda samimi ve istekli olara güreşti ve o güreşte nefsini yendi ve nefsinin sırtını yere getirdi denildi ve o mücadele sonunda bizde onun bu samimiyetin den ötürü yanımıza aldık denildi bu Delikanlı bu makama samimi itikat ile sığındı sapasağlam arzu ile ve aşkla bize sığındı bizde onun arzusunu yerine getirdik denir Cüneyt-i Bağdadi tekrar secdeye kapanır daha sonra rabbine şükrederek yoluna devam eder
Sevgili dostlarım bizlerde isterken bu kırlar karışan ve kırlar arasında kayıp olan bu Delikanlı gibi ( ALLAH’TAN ) samimi ve istekli isteyelim ki o zaman bu Delikanlı gibi ( ALLAH ’TA ) bizi kendi mertebesine eriştirsin ( ALLAH ) kedi mertebesine erişenlerden eylesin ( ALLAH’IN ) aşk deryasında uçan kimse yer yüzünü bir daha mekan tutabilir mi asla tutamaz ( ALLAH ) herkesi mertebesine kabul etsin Amin














